Kadın hakları diye diye...
1 sayfadaki 1 sayfası • Paylaş •
Kadın hakları diye diye...
Günümüzde kadın hakları diye diye kadınlar daha fazla sömürülmekte, daha fazla kullanılmakta ve daha fazla da istismar edilmektedir.
Batı dünyasının, kadın hakları veya insan hakları diye ortaya attığı ilkelerin, yine kendileri ve kurumları tarafından bozulduğuna devamlı şahit oluyoruz. Batı dünyasının kadına değer verip vermediğini anlayabilmek için, öncelikle geçmişteki uygulamalarını bilmek gerekiyor.
Aynı şekilde, Batı’nın kadına karşı yaptığı davranışların mantığına baktığımızda, bugünün anlayışından pek farklı olmadığını da açıkça görmekteyiz. Eskiden kadına direk zulüm yapılıyordu; şimdi ise dolaylı olarak yapılmaktadır.
Aslında kadın hakları açısından temelde değişen pek fazla bir şey yok.
Eskiden kadın sömürülüyordu; şimdi de sömürülüyor. Eskiden kadınlara keyfi uygulamalar yapılıyordu; şimdi de yapılıyor. Eskiden kadın istismarı vardı; şimdi de var. Eskiden kadın cinsel meta olarak kullanılıyordu; şimdi de kullanılıyor.
Hem de kadına iltifatlar edilerek, onları savunuyor gözükerek yapılıyor.
Gerçekte Batı dünyası kadına değer vermez. Kadının kutsallığını kabul etmez. Kadına iltifat eder, fakat hiçbir surette değer vermez.
Çünkü Batı dünyasının felsefesinde kadın bir “ meta ” dır.
Bu anlayışın hala devam ettiğini anlayabilmek için tarihin derinliklerine kısaca göz atmakta yarar vardır.
.
Eski Romalılarda Kadın
Medeniyetin beşiği sayılan Roma’da karı-koca arasındaki boşanma olayı 520 yılına kadar bilinmiyordu.
Doğan çocukları kilise kapılarına, ibadet edilen putların önüne terk etme alışkanlığı eski Roma’da yaygındı.Günümüzde de yaşanan cami bahçesine çocuk bırakma eylemi eski Roma’dan bize ve bütün dünyaya miras kalmıştır.
Eski Roma’da, aklının azlığı nedeniyle ehliyetsiz kabul edilen kadının mal-mülk edinme hakkı da yoktu.
Eski Yunanlılarda Kadın
Eski Yunan’da kadın, pis, necis ve fazlalık bir yaratık olarak kabul edilirdi. Çarşıda,pazarda alınıp satılması tabii bir hadiseydi.
Andromiko’nun rivayetine göre, Eski Yunanlılar kadını şöyle düşünürlerdi:” Ateş gibi can yakan , çaresi bulunmayan bir hastalıktır kadın.”
Roma’da olduğu gibi Yunanlılarda da kadının hiçbir mülkiyet hakkı yoktu.
Yahudilerde Kadın
Yahudi zihniyetinin temelinde, kendi dışındaki insanları kendilerine hizmet eden varlıklar olarak görme vardır. Bu anlayışı önce kadınlar üzerinde uygulayan Yahudi zihniyeti, sonraları Yahudi olmayanlar üzerinde de uygulamaya başlamışlardır.
Diğer ülkelerde olduğu gibi, eski Yahudilerde de, kadına hiçbir miras hakkı tanımıyorlardı.
Yahudi anlayışında, Havva annemizin Hz. Adem’i aldattığına yönelik bir inanç mevcuttur. Dolayısıyla; Havva annemizi lanetlik bir yaratık gibi görüyorlardı.
Onların Tevrat’ında “ Kadın ölümden daha acıdır.” yazmaktadır.
Eski Fransa’da Kadın
Miladi 586 yılında ülkenin üst düzey düşünürleri, siyasetçileri, bilim adamları bir araya gelip bir konferans tertiplerler. Tüm dünyada büyük yankılar uyandıran bu iğrenç konferansın konusu kadındı. Bu konferansta: “ Kadın insan mıdır değil midir? ” konusu tartışıldıktan sonra, şu şekilde bir karara varılır: “ Kadın erkeğe hizmet ettiği sürece insandır.”
Bu acı vakıa, Avrupa’nın kadına bakışının en belirgin örneğidir.
Eski İngiltere’de Kadın
1805’te İngiltere’de erkekler ile ilgili ilginç bir yasa vardı. Bu yasaya göre erkekler, karılarını satabilirlerdi. Bu yasayla ilgili, 1931 yılında da bir olay yaşanmıştı.
Bir İngiliz vatandaşı karısını para karşılığında sattığından dolayı mahkemelik olur. Avukatı, mahkemede karısını satan İngiliz vatandaşını şöyle savunur: “ İngiliz yasaları yüz sene önce bir erkeğin karısını satmasını uygun görüyordu. Bu nedenle müvekkilimin affını talep ediyorum ” savunmasını yapar.
Bu mahkeme olayı tüm dünyada büyük yankılar uyandırmıştı.
Kraliçe Elizabath ve I.James devrinde İngiltere’de binlerce kadın, şeytanla iş birliği yaptılar diye canlı canlı yakılmışlardı.
Long parlamento devrinde kadınların çarmıha gerilerek işkence gördükleri, hatta öldürüldükleri, İngiliz tarihinin yüz kızartıcı vakıalarıdır.
Doktor Spring’in yazdığına göre, Avrupa’da o zamanlar doksan bin kadın canlı canlı öldürülmüştür.
Hıristiyanlığın Kadına Bakışı
Meşhur Hıristiyan Apastalu ve İncil yazarlarından Dimaşklı Yuhanna’nın kadın hakkındaki düşüncesi, Hrıstiyanlığın kadına bakışını açık açık ortaya koymaktadır.
“Kadın şerrin çocuğu, emniyet ve huzurun da düşmanıdır” düşüncesi acı bir itiraftır.
16. ve 17. Yüzyılda Kadının Statüsü
16. Yüzyılın Avrupa’sında kadın bir şeytan olarak kabul ediliyordu.
Aynı zamanda bu dönemlerde, Avrupa’da üfürükçülük, büyücülük inançları da çok yaygındı. Özellikle yaşlı kadınlar şeytanlarla ve kötü ruhlarla irtibat halinde bulundukları öne sürülerek işkencelere maruz kalıyorlardı.
Kadının mağduriyeti, Batı dünyası ile birlikte, Eski Rusya’da, Çin’de, Mısır’da, Hindistan’da ve Cahiliye devri Araplarda da aşağı yukarı aynı konumdaydı.
Cahiliye devri Araplarında kız çocuklarının toprağa gömülmesi, vahşiliklerin en korkuncuydu. Hülasa, dünyanın her tarafında kadın haksızlıklara ve işkencelere maruz kalıyordu.
İslam’ın gelmesi ile birlikte kadının statüsü değişmiştir.
Batı dünyasının gerçek niyetine bakmak
Şimdi, kadın hakları savunuculuğuna soyunan Batı dünyasının gerçek yüzünü görebilmek için, önce gizli niyetlerini anlamak ve uygulamada yaptıklarına bakmak lazım.
Bu nedenle Dünyanın geldiği bu noktada, Batı zihniyetinin kendini nasıl kamufle ettiğini, vahşi kapitalizmin pençesinde kadını nasıl kullanıldığını çok iyi bilmek gerekiyor.
Mustafa Topaloğlu
Batı dünyasının, kadın hakları veya insan hakları diye ortaya attığı ilkelerin, yine kendileri ve kurumları tarafından bozulduğuna devamlı şahit oluyoruz. Batı dünyasının kadına değer verip vermediğini anlayabilmek için, öncelikle geçmişteki uygulamalarını bilmek gerekiyor.
Aynı şekilde, Batı’nın kadına karşı yaptığı davranışların mantığına baktığımızda, bugünün anlayışından pek farklı olmadığını da açıkça görmekteyiz. Eskiden kadına direk zulüm yapılıyordu; şimdi ise dolaylı olarak yapılmaktadır.
Aslında kadın hakları açısından temelde değişen pek fazla bir şey yok.
Eskiden kadın sömürülüyordu; şimdi de sömürülüyor. Eskiden kadınlara keyfi uygulamalar yapılıyordu; şimdi de yapılıyor. Eskiden kadın istismarı vardı; şimdi de var. Eskiden kadın cinsel meta olarak kullanılıyordu; şimdi de kullanılıyor.
Hem de kadına iltifatlar edilerek, onları savunuyor gözükerek yapılıyor.
Gerçekte Batı dünyası kadına değer vermez. Kadının kutsallığını kabul etmez. Kadına iltifat eder, fakat hiçbir surette değer vermez.
Çünkü Batı dünyasının felsefesinde kadın bir “ meta ” dır.
Bu anlayışın hala devam ettiğini anlayabilmek için tarihin derinliklerine kısaca göz atmakta yarar vardır.
.
Eski Romalılarda Kadın
Medeniyetin beşiği sayılan Roma’da karı-koca arasındaki boşanma olayı 520 yılına kadar bilinmiyordu.
Doğan çocukları kilise kapılarına, ibadet edilen putların önüne terk etme alışkanlığı eski Roma’da yaygındı.Günümüzde de yaşanan cami bahçesine çocuk bırakma eylemi eski Roma’dan bize ve bütün dünyaya miras kalmıştır.
Eski Roma’da, aklının azlığı nedeniyle ehliyetsiz kabul edilen kadının mal-mülk edinme hakkı da yoktu.
Eski Yunanlılarda Kadın
Eski Yunan’da kadın, pis, necis ve fazlalık bir yaratık olarak kabul edilirdi. Çarşıda,pazarda alınıp satılması tabii bir hadiseydi.
Andromiko’nun rivayetine göre, Eski Yunanlılar kadını şöyle düşünürlerdi:” Ateş gibi can yakan , çaresi bulunmayan bir hastalıktır kadın.”
Roma’da olduğu gibi Yunanlılarda da kadının hiçbir mülkiyet hakkı yoktu.
Yahudilerde Kadın
Yahudi zihniyetinin temelinde, kendi dışındaki insanları kendilerine hizmet eden varlıklar olarak görme vardır. Bu anlayışı önce kadınlar üzerinde uygulayan Yahudi zihniyeti, sonraları Yahudi olmayanlar üzerinde de uygulamaya başlamışlardır.
Diğer ülkelerde olduğu gibi, eski Yahudilerde de, kadına hiçbir miras hakkı tanımıyorlardı.
Yahudi anlayışında, Havva annemizin Hz. Adem’i aldattığına yönelik bir inanç mevcuttur. Dolayısıyla; Havva annemizi lanetlik bir yaratık gibi görüyorlardı.
Onların Tevrat’ında “ Kadın ölümden daha acıdır.” yazmaktadır.
Eski Fransa’da Kadın
Miladi 586 yılında ülkenin üst düzey düşünürleri, siyasetçileri, bilim adamları bir araya gelip bir konferans tertiplerler. Tüm dünyada büyük yankılar uyandıran bu iğrenç konferansın konusu kadındı. Bu konferansta: “ Kadın insan mıdır değil midir? ” konusu tartışıldıktan sonra, şu şekilde bir karara varılır: “ Kadın erkeğe hizmet ettiği sürece insandır.”
Bu acı vakıa, Avrupa’nın kadına bakışının en belirgin örneğidir.
Eski İngiltere’de Kadın
1805’te İngiltere’de erkekler ile ilgili ilginç bir yasa vardı. Bu yasaya göre erkekler, karılarını satabilirlerdi. Bu yasayla ilgili, 1931 yılında da bir olay yaşanmıştı.
Bir İngiliz vatandaşı karısını para karşılığında sattığından dolayı mahkemelik olur. Avukatı, mahkemede karısını satan İngiliz vatandaşını şöyle savunur: “ İngiliz yasaları yüz sene önce bir erkeğin karısını satmasını uygun görüyordu. Bu nedenle müvekkilimin affını talep ediyorum ” savunmasını yapar.
Bu mahkeme olayı tüm dünyada büyük yankılar uyandırmıştı.
Kraliçe Elizabath ve I.James devrinde İngiltere’de binlerce kadın, şeytanla iş birliği yaptılar diye canlı canlı yakılmışlardı.
Long parlamento devrinde kadınların çarmıha gerilerek işkence gördükleri, hatta öldürüldükleri, İngiliz tarihinin yüz kızartıcı vakıalarıdır.
Doktor Spring’in yazdığına göre, Avrupa’da o zamanlar doksan bin kadın canlı canlı öldürülmüştür.
Hıristiyanlığın Kadına Bakışı
Meşhur Hıristiyan Apastalu ve İncil yazarlarından Dimaşklı Yuhanna’nın kadın hakkındaki düşüncesi, Hrıstiyanlığın kadına bakışını açık açık ortaya koymaktadır.
“Kadın şerrin çocuğu, emniyet ve huzurun da düşmanıdır” düşüncesi acı bir itiraftır.
16. ve 17. Yüzyılda Kadının Statüsü
16. Yüzyılın Avrupa’sında kadın bir şeytan olarak kabul ediliyordu.
Aynı zamanda bu dönemlerde, Avrupa’da üfürükçülük, büyücülük inançları da çok yaygındı. Özellikle yaşlı kadınlar şeytanlarla ve kötü ruhlarla irtibat halinde bulundukları öne sürülerek işkencelere maruz kalıyorlardı.
Kadının mağduriyeti, Batı dünyası ile birlikte, Eski Rusya’da, Çin’de, Mısır’da, Hindistan’da ve Cahiliye devri Araplarda da aşağı yukarı aynı konumdaydı.
Cahiliye devri Araplarında kız çocuklarının toprağa gömülmesi, vahşiliklerin en korkuncuydu. Hülasa, dünyanın her tarafında kadın haksızlıklara ve işkencelere maruz kalıyordu.
İslam’ın gelmesi ile birlikte kadının statüsü değişmiştir.
Batı dünyasının gerçek niyetine bakmak
Şimdi, kadın hakları savunuculuğuna soyunan Batı dünyasının gerçek yüzünü görebilmek için, önce gizli niyetlerini anlamak ve uygulamada yaptıklarına bakmak lazım.
Bu nedenle Dünyanın geldiği bu noktada, Batı zihniyetinin kendini nasıl kamufle ettiğini, vahşi kapitalizmin pençesinde kadını nasıl kullanıldığını çok iyi bilmek gerekiyor.
Mustafa Topaloğlu

MerandD- Admin
- Mesaj Sayısı: 41
Kayıt tarihi: 18/03/08
Yaş: 19
Nerden: MDSMEMHES'den..

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Portal




